Beklentiler gerçeğimiz olur mu?

Yaşama ilk gözlerimizi açtığımızdan beri aile, okul, iş ortamlarında birçok genelleme ve önyargılar ile karşılaşmışızdır. Bu genelleme ve önyargıların olumlu/olumsuz düşünce, inanç, beklentilerimizi oluşturduğunu, zamanla algıya dönüşerek gerçekleştiğini ve  hayatımızı nasıl da şekillendiğini fark etmiyoruz bile. 

Bu dâhil bütün genellemeler yanlıştır. (F.Nietzsche)

Her şeyi kendi özelinde değerlendirmeden kolaycılığa kaçarak yapılan genellemelerle ve deneyimlerimizin etkisiyle oluşan  önyargılarımızla yaşamı daha geniş perspektifte değerlendirmemiz zorlaşıyor. Hayatımızı bu kafes içine (genellemelere ve önyargılara bağlı) sıkıştırmak hatalı sonuçlara neden olabiliyor maalesef. Asıl sıkıntı, çoğu zaman o kafesin içinden güvende hissedip çıkmayı tercih etmez oluyoruz.

Günlük hayatımızda ne çok önyargı ve genelleme cümlesi kuruyor ya da duyuyoruz değil mi?

  • “Kızlar sayısal derslerde zayıftır”
  • “Erkekler futboldan daha iyi anlar”
  • “Kadınlar duygusaldır”
  • “Zaten yapamayacağını biliyordum. Hep böyle oluyor”
  • “Çok güldük ağlayacağız herhalde”
  • “Sakınan göze çöp batar”
  • “Aklıma gelen başıma geldi”
  •  “Ben çok şanssızım yine olmayacak biliyorum”,
  • “Her işim ters gider”
  • “Yine başarısız olacağım”
  • “Paramı hep tırnaklarımla kazıyarak, zor kazanırım”
  • “Asla topluluk önünde konuşamam”
  • “Mutlaka yine bir terslik olacak”… Söylemleriyle geleceğimizi oluşturduğumuzun farkında mıyız?

Yaşamımız yaşadıklarımızla değil, beklentilerimizle şekillenir. (Bernard Shaw)

Bizim kendimiz ve başkaları hakkında başkalarının da bizim hakkımızdaki  genelleme ve önyargıları düşüncelerimizi etkilemez mi? Düşünceler de beklenen davranış kalıplarını oluşturmaz mı? Özellikle  çevremizde otorite olarak gördüğümüz insanlar (anne-baba, yönetici, öğretmenler…) bizden beklenilen şekilde davranmamızı isterler değil mi?

Beklentilerle kendi kendimizi doğruluyoruz

Bazen kendimize karşı ne kadar acımasız ve eleştirel oluyoruz değil mi? Kendimizle ilgili olumsuz yargılarımız ve beklentilerimizle aslında önümüze taş koyarak olumsuzu yaşama ihtimalimizi de artırıyoruz. Örneğin “Ne kadar çalışsam da başarısız olurum” düşüncesiyle daha yola çıkmadan yenilgiyi kabul etmiş olmuyor muyuz? Ya da tam tersi kendimize inanarak hedefe odaklandığımızda güvenimizin arttığını ve başarıya ulaşmanın kolaylaştığını biliriz.

Toplumda yeni ortamlara girdiğimizde tanıştığımız kişinin soğuk ve geçimsiz olduğunu düşündüğümüzde ister istemez davranışlarımız mesafeli olur. Karşımızdaki kişi bu enerjimizi hissettiğinde o da aynı şekilde karşılık verir ve kendi kendimizi doğrulamış olmaz mıyız?

İş hayatındaki beklentiler performansı da etkiliyor

Özellikle iş hayatımızda amirin beklentisinin, çalışanlara yönelik davranışlarını etkilediğini görmüşüzdür. Eğer idareci çalışanda bir potansiyel yakalamışsa, onun daha verimli çalışması için uygun fırsatlar tanır, önemli toplantılara katılabilmesi için destekler. (Performansından rahatsız oluyorsa, pozisyonunu kaybetmemek için tam tersi de mümkün :)).

İş arayan biri olarak iş bulamayacağımızı ya da koşullarda anlaşamayacağımızı düşündüğümüzde olumsuz sonuçla karşılaşınca “Biliyordum yine olmadı, elimden geleni yapıyorum olmuyor” şeklinde hayıflanmışızdır. Olumsuz beklentinin etkisiyle kılık kıyafetimize, genel görünümümüze dikkat etmeden, düşük motivasyonla görüşmeye katılmış, sorulan soruları istekli cevaplamamış olabilir miyiz?

Öğretmenin, anne-babanın beklentileri öğrencinin başarısı üzerinde de etkili oluyor

“Adam olacak çocuk” olarak değerlendirilen ve başaracağına inanılan öğrenci, “iyi öğrenci” olmayı davranışlarıyla göstermez mi? Düzenli, tertipli, ödevlerini zamanında yapan, en ön sırada oturtularak öğretmenin gözdesi ve yardımcısı konumunda olup, genelde sınıf başkanı seçilerek başarısı taçlandırılır değil mi? Yarışmalara, müsamerelere seçilerek daha da başarılı olması konusunda motive edilerek desteklenir. Başarılı ve çalışkan öğrenci, mahcup olmamak ve bu beklentiyi karşılayabilmek adına yoğun olarak ders çalışmaz mı ?

Toplumun beklentileri doğrultusunda kadın ve erkeğin rolüne uygun davranış gösterilmesi beklenir

Kız çocuğun uygun bir meslek edindikten sonra evlenip çoluk çocuğa karışması beklenir. Eş, kadın, ana, gelin, iş kadını, kız evlat, abla, kardeş rolleriyle toplumun uygun gördüğü normlara göre yaşaması beklenmekte. Çocukluğundan beri anaçlık duygusuyla yetişen kadının beklentileri karşılaması olağan karşılanır.

Erkeğin ise baba, erkek evlat, erkek kardeş, abi, eve ekmek götüren, evin direği rolleriyle birlikte güçlü, otoriter ve duygusunu göstermeyen (erkekler ağlamaz gibi) davranışlar göstermesi beklenir.

Bu durum kendi gerçeğini unutup dayatılan, erkek ve kadın rollerinde kaybolan, üzerinde etkisi olan kişilerin beklenti ve yönlendirmeleriyle ona tanınan alanda yaşamını sürdüren insanlar haline dönüştürmez mi bizi?

Beklentiler; kime göre, neye göre sorgulaması yapmadan, sadece genel değerlendirmelerle kim, nerede, nasıl davranır kalıplarını yaratmıyor mu? Bu düşünce ve beklentiler zamanla gerçeğimiz olmuyor mu?

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür. (Mahatma Gandhi)

One Reply to “Beklentiler gerçeğimiz olur mu?”

  1. Çok doğru şekilde ve doğru cümlelerle ifade etmişsiniz. Öncelikle yüreğinize, elinize sağlık. Etkileyici, tespitler mükemmel daha da önemlisi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Tebrik ediyorum 👏👏👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir