EFT ile Duygusal Özgürleşme

Tedavim sırasında EFT (Duygusal Özgürleşme Tekniği) ile ilgili okuduğum bir kitaptan sonra konuya artan ilgim ve merakım sebebiyle kendimi; birçok kaynağın, makalenin ve videonun içinde buldum. Duygularıma yönelik farkındalığımı arttıran ve duygularımın etkilerini hissetmem konusunda bana yardımcı olan yeni ve gelişen bir teknik olan EFT’yi sizlerle paylaşmak istiyorum.

EFT (Duygusal Özgürleşme Tekniği) Nedir?

Kökeni eski olan fakat dünyada yeni yeni uygulanan EFT; ilaçsız, iğnesiz, radyasyon gibi etkileri olmayan kişinin kendi kendine de uygulayabileceği iyileştirme yöntemidir. Hamile, yaşlı, çocuk gibi farklı yaş ve gruptan herkese uygulanabilen EFT’ye duygusal akupunktur, psikolojik masaj da denmektedir. Bu teknikte “beden enerjimizi taşıyan, bedenimizi elektrik ağı gibi saran meridyen kanallardaki tüm tıkanıklıklar, olumsuz duygular belli noktalarımıza parmak uçlarıyla dokunulmasıyla boşaltılıyor”. Olumsuz duygulardan özgürleştikçe kendimizi iyi hissediyoruz.

Böylece bedenimizde birikmiş olumsuz duyguların neden olduğu birçok problem EFT ile çözülebiliyor. Korkularımızdan (yükseklik korkusu, toplum önünde konuşma korkusu…), bağımlılıklarımızdan (sigara-alkol…), olumsuz duygularımızdan (değersizlik, suçluluk, stres, panik atak…), olumsuz inançlarımızdan (“şanssızım”, “beceriksizim”, “bütün aksilikler beni bulur”…), bedensel sorunlarımızdan (şişmanlık, iştahsızlık, sırt ve bel ağrıları…) bizi özgürleştiriyor. EFT, iş dünyasında performansı artırmaya yönelik kullanılmaya da başlanmıştır. Bilim ve psikoloji dünyasındaki yeri zamanla ortaya çıkacak EFT, bazı sağlık sorunları ile ilgili araştırmalara da konu olmuştur.

ABD’li klinik psikolog Dr. Roger Callaghan’ın öncü olduğu, öğrencilerinden mühendis Gary Craigh tarafından geliştirilen bu tekniğin ortaya çıkışı çok ilginçtir. Dr. Callahan, bir danışanının su korkusunu tedavi etmeye çalışmakta fakat sonuç alamamaktadır. Bir gün seansta iken midesi bulanan hastasına mide meridyeninin uç noktası olan gözaltına hafifçe birkaç kez vurmuştur. Danışanı, aniden su fobisinin yok olduğunu söyledikten sonra birlikte yakınlarındaki havuza gitmişlerdir. Danışanının korkusundan eser kalmamış yüzüne su serpmeye başlamıştır. O günden sonra korkuları, baş ağrıları tamamen bitmiş ve bir daha tekrarlamamıştır. (Dr.Roger Callahan, The Rapid Treatment of Panic, Agoraphobia and Anxiety, 1990)

Tüm sorunların kökeni halledilmemiş duygulardır. ( Gary Craig)

Hayatımız boyunca yaşamın anlamını sorgularız; durur düşünür sonra hayatımızı tekrar yapılandırırız ya da bu gücü bulamadığımızda bildiğimiz yoldan devam etmeyi tercih ederiz. Bu tercih bazen bilinçli olur, bazen bilinçaltımızdan gelir. Kendimizin bile etkisinden haberdar olmadığımız; geçmiş yaşantı ve deneyimlerimiz, travmalarımız, olumlu–olumsuz tüm yaşadıklarımızın katkısıyla oluşur bu sonuç. Geçmişte kalmış olumsuz olayların etkisini fark etmeden davranışlarımıza yansıtarak yaşarız. Eskide kalsa da etkisi bizimle olan bu olaylar yaşam kalitemizi de düşürmektedir. Hatta bazı olayları ya da durumları hatırladığımızda o anki duygular canlanıverir.

Bilinçaltımız, geçmiş duygularımızı, geçmişte yaşadığımız iyi kötü her şeyi ayırt etmeden biriktiren depo gibidir adeta. Olaylara gösterdiğimiz tepkilerin mimarı olan bilinçaltımız, biriktirerek bizi korumak ister. Yaşadığımız olayları da gizler fakat etkilerini günlük hayatımızda görürüz. Bilinçli aklımızla düşündüğümüzde belki yaşadığımız olayı hatırlamayız ama duygusunu hiç unutmayız. Örneğin 2 yaşında doktora gittiğimizde canımız acıdıysa yetişkin olduğumuzda da hastane korkusunu taşırız.

Duygularımızı yok saymadan, doğal döngüsünü tamamlamasına izin vererek yaşamak da önemli. Onların varlığına saygı duyarak yaşarsak bedenimizdeki doğal enerji dengesi de kendiliğinden oluşur. Nasıl ki nefes aldıktan sonra vererek döngüsü tamamlanıyorsa birikmiş duygularımız da özgürleşerek döngüsünü tamamlar. Böylece zihnimiz ve bedenimiz arasındaki enerji akışı düzene girmiş olur. Enerji akışımızda bir kesinti ya da tıkanıklık yoksa kendimizi güçlü, mutlu, sevgi dolu, huzurlu hissederiz ve bunları davranışlarımıza da yansıtırız.

Bazen güçsüzlüğümüzü gizlemek için bazen kendimizin bile farkında olmadığı sebeplerden dolayı çocukluğumuzdan beri duygularımızı ifade etmememiz gerektiğini düşünürüz. Her ne kadar duygularımızı bastırmaya ve engelleme çalışsak da, onlar bir şekilde belli eder kendini. Karşımıza zihinsel, bedensel, duygusal kaynaklı hastalıklar olarak çıkarlar: Korkular, panik atak, bağımlılıklar, alışkanlıklar, takıntılar, başaramama korkusu, kararsızlık ya da bedensel hastalıklar… Çoğu düşünsel ve davranışsal sorunlarımızın kökeninde duygusal birikimlerimiz yatar.  Günlük hayatımızda bu duygusal birikimlerimizi belli bir mantık çerçevesinde ve sınırlar koyarak ifade ederiz. Örneğin; korku, öfke, kin, kızgınlık, panik, zorunlu olma gibi… Aslında duygularımızın bedenimizde yarattığı bir etki vardır ve o etkiyi hissederiz. Örneğin korktuğumuzda karın bölgesinde bir ağrı, hassasiyet hissederiz. (Sen de gözlerini kapat ve bedenini dinle. Sana ne söylüyor? X sorununu düşününce bedeninin hangi bölgesinde ağrı ya da huzursuzluk hissediyorsun?)

EFT nasıl yapılır?

Öncelikle sorunu doğru tanımlıyoruz. Sorun yaratan, düşünce, inanç ve duygusal birikimler neyse bunları somutlaştırmak önemli. Fiziksel, ruhsal hastalıklardan, nedensiz ağrılara, takıntı ve alışkanlıklara kadar pek çok tanım yapabiliyoruz. Odaklanarak sorunla doğru iletişim kurarsak bunu yapabiliriz. Sonra yüksek sesle sorunu söylüyoruz. Örneğin “Ölmekten korkuyorum”

Sorunu belirledikten sonra duygunun ya da durumun bedenimizin hangi bölgesinde ne kadar şiddette hissettiğimizi belirlemek için 0-10 arası derecelendirme yapıyoruz. (Örneğin topluluk önünde konuşma yapacağım zaman karnımda 8 şiddetinde ağrı hissediyorum).

Ardından soruna yönelik Setup cümlesi denilen olumlama içeren cümlemizi belirliyoruz. “Bu sorunuma rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum ve onaylıyorum!” cümlesinde gizli olan EFT; her tür duygusal ve zihinsel sorunun birkaç dakika veya birkaç gün gibi çok kısa bir zaman içinde ortadan kaldırılması için kullanılmaktadır. (Kaynak.)

Set up cümlesini tercih ettiğimiz iki noktadan birisinde 3 kez söyleyerek çalışmayı başlatıyoruz. Kaburgaların arasında madalyon bölgesi de denilen lenfatik noktaların olduğu, dokunulduğunda ağrı hissedilen noktaya hassas nokta deniyor. Buraya hafif dairesel hareketlerle masaj yaparak cümlemizi söylüyoruz. Diğer nokta olan karate noktasına ise (serçe parmağın hizasında el ayasının dış orta kısmı) diğer elin işaret ve orta parmaklarını birleştirerek orta şiddette vuruşlar yapıyoruz. Siz hangi noktada kolay çalışacağınızı düşünüyorsanız onu tercih edebilirsiniz.

Sonra bedenimizdeki EFT noktalarına vuruşa geçiyoruz. İşaret ve orta parmaklarımızı birleştirerek orta şiddette ve bir nefes alış veriş süresi kadar (6-8 kez) her noktaya vuruş yaparken, soruna yönelik EFT ifadelerini söylüyoruz.

Yukarıdan aşağıya doğru:

  • Tepe noktası,
  • Kaşların iç kısmı,
  • Kaşların dış kısmı (şakak bölgesi),
  • Gözaltı (elmacık kemiği üzeri),
  • Burun altı,
  • Dudak altı (çene çukuru),
  • Yaka noktası (köprücük kemiğini iç uç bölgeleri),
  • Koltuk altı noktaları (her iki koltuk altında meme hizasına denk gelen bölge),
  • Parmak noktalarına (her iki elin parmaklarının tırnak diplerine hizasında dış yan kısmı ) vuruyoruz. Sorunun derecesinde beklenen azalma olana kadar ya da sorun çözülene kadar turlamaya devam ediyoruz.

Teknik olarak ana hatlarıyla basitçe anlatmaya çalıştığım EFT uygulamasında, beklenen sonuca ulaşabilmek için öncelikle konunun felsefesini anlamak çok önemlidir. İyileştirme ve iyileşme sanatı olan EFT, birçok ayrıntısı olan, bilgi, ustalık, sabır ve zaman isteyen bir tekniktir. Mucizevi olarak bir anda sonuç almayı beklemek yerine konuyla ilgili eğitim aldıktan sonra tekniği uygulayarak ustalaştıkça ilerleyebileceğimizi de bilmemiz gerekiyor.

“Herkes iyi hissetmek, iyi hissettirmek ister”

Önce farkında olmalıyız: Duygu, düşünce, inanç, eylemlerimizin… Farkında oldukça inançlarımızı besleyen olumsuz duyguları bulabilir, bu duyguları boşaltarak yeniden güçlenebiliriz. Duygu boşaldıkça; doğru veya yanlış tüm yönlerimizle kendimizi kabul edip insan olarak yolculuğumuza devam edebiliriz…

Kaynaklar:  

Okuduğum kitap: EFT ile İyileşin İyileştirin (Dr.Bülent URAN-Psk.Dnş. Nilgün ÇALIK)

İncelemenizi önerebileceğim araştırmalar ve el kitabı:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir