Olumlu Kanser Hikayeleri I Benim hikayem – 3

İlk çağlardan beri analık ve kadınlık simgesi olmuş meme dokusu, kadın açısından ayrıca estetik bir öneme de sahiptir. Meme kanseri nedeniyle göğüs dokusunun kaybı, bedensel bütünlüğünüzün bozulması sonucu fiziksel ve psikolojik sorunlara da neden olabiliyor. Son yıllarda meme cerrahisi alanındaki yeni yaklaşımlarla ve plastik cerrahinin katkılarıyla artık bu olumsuzluklar daha az yaşanmaktadır.

“Acaba beni nasıl bir ameliyat beklemekte? Yaşayacağım ameliyat, yaşam kalitemi nasıl etkileyecek? Ameliyatın sonuçları ve hastalığımla baş edebilecek miyim? ” gibi birçok kaygı ve korkuya rağmen ne kadar zor olsa da, tedavinin bir an evvel başlaması için ameliyatınızı nerede ve hangi hekime yaptıracağınıza karar vererek ilk adımı atmanız gerekiyor.

Tedavimi nerede yaptırmalıyım?

Biyopsi isteminde bulunan uzman hekim, önce ameliyat olmam gerektiğini, ardından kemoterapi ve radyoterapi tedavileri ile ilgili onkoloji ve radyoloji uzmanlarının görüşünü almamı önermişti.

Öncelikle karar vermem gereken önemli bir konu vardı: Tedavimi nerede yaptırmalıydım? Bulunduğum şehirde mi yoksa Ankara, İstanbul veya Bursa’da bu konuda ün salmış hocaların bulunduğu üniversite hastanelerinde veya özel hastanelerin birinde mi? Meme kanseri tedavisinde ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi, immünoterapi gibi tedavi seçenekleri olduğunu biliyordum. Yine farkındaydım ki bu hastalık, bir anda tedavi olup bitecek bir durum değildi. Uzun soluklu bir tedavi süreci ve ardından belli periodlarla kontrol süreci olan kronik bir hastalıktı.

Eskişehir dışında tedavi olmayı tercih etmek, benim ve ailemin hayatını oldukça zorlaştıracaktı. Bir de devam eden, bozulmaması gereken bir sistem vardı. Evdeki yemek, temizlik gibi rutin ihtiyaçların karşılanması, çocukların düzeninin bozulmaması bunun başındaydı. Üstelik kızım üniversite sınavı arifesindeydi. Maddi imkânlar, ortaya çıkacak yeni ihtiyaçlar ve harcama kalemleri, il dışındaki tedavi için konaklama ve ulaşım sorunu bunlardan bazılarıydı. Bunlar gibi daha birçok şeyi ailemle birlikte iyice değerlendirdikten sonra en uygun kararı verebildim.

“Sadece ameliyatı, il dışında bir merkezde yaptırabilir miyim ?” diye düşündüm. Ameliyat sonrası bir komplikasyon geliştiğinde, ulaşım nedeniyle zaman kaybetmem olumsuz sonuçlara neden olabilirdi. “Ameliyatı Eskişehir’de, kemoterapiyi il dışında alsam nasıl olurdu?” Kemoterapinin verdiği yorgunluk ve muhtemel bağışıklık sorunları nedeniyle yolculuk sorun olabilirdi. Özel araçla gitme ihtimalini düşündüm. Eşimin, iş yerinden sık sık izin alması gerekecekti. Ayrıca maddi olarak da külfetliydi. Nihayetinde kararımı verdim. Tedavimin tamamını Eskişehir’de olacaktım.

“Meme Cerrahisi” için hekim seçimi

Meme cerrahisi için hekim seçerken çok araştırıyorsunuz ve birçok isim duyuyorsunuz. Çevrenizdeki insanların da önerileri oluyor. İkinci bir uzmanın görüşü sonrasında karar vermenizi öneririm. Böylece kararınız içinize siniyor. Ben de kararımı netleştirdim, meme cerrahisi konusunda isim yapmış, Prof.Dr. Serdar ERKASAP’a ameliyat olacaktım. Üstelik birçok arkadaşımın da ameliyatını yapmıştı. Takip ve tedavi konusuna oldukça başarılı bir hekimdi.

Ameliyat öncesi birçok şey duyuyor ya da okuyorsunuz. Aklınız çok karışıyor. “Uygulanabilecek tedavi planları nelerdir? Önce ameliyat mı yoksa kemoterapi mi alacağım? Radyoterapi alacak mıyım? Ameliyatım nasıl ve hangi yöntemle yapılacak? Sadece bir meme dokusu mu yoksa ikisi de mi alınacak? Memenin tamamı mı (total mastektomi), yoksa tümörün bulunduğu alan mı çıkartılacak (koruyucu meme cerrahisi)? Lenflere yayılım varsa müdahale seçenekleri nelerdir? İyileşme sürecinde dikkat etmem gereken konular nelerdir? Lenf ödem riskini en aza indirmek için neler yapılabilir?” Tüm bu soruların cevapları, meme cerrahisi öncesince hekiminizle görüştükten sonra netleşiyor. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi aklınıza gelen her konuyu, saçma mı olur diye düşünmeden hekiminize sormanızı öneririm.

Nasıl bir ameliyat yapılacak?

Hekiminiz ameliyat kararını vermeden, önceden yaptırmış olduğunuz radyoloji raporlarını (ultrason, mammografi, emar) yeterli bulmuyorsa tekrar yaptırmanızı isteyebiliyor. Klinik muayeneyi yaptıktan sonra; kanserle ilgili aile öyküsü, biyopsi ve radyoloji raporları ışığında tüm riskler değerlendirilerek nasıl bir ameliyat yapılacağı konusunda bilgilendiriyor. Bu süreçte hekiminize duyduğunuz güven, rahat iletişim kurabilmenizi ve hekim-hasta işbirliği ile karar vermenizi kolaylaştırıyor.

Tanı aşamasında yapılan ultrasonda, tümörümün büyülüğü 1,5 cm olarak saptanmıştı. Ultrason eşliğinde yapılan biyopsimin patoloji sonucunda ise invaziv duktal karsinom (süt kanallarının dışına taşmış), grade 2 (orta), Er +, Pr + (hormon pozitif) olduğu belirtiliyordu.

Tümörün büyüklüğü, özellikleri, ailemde kanser öyküsü olmaması, meme dokusunda başka kanser oluşumu olmaması fakat “invazif” olması nedeniyle lenflere yayılım yapmış olabileceği olasılığı da değerlendirilerek “bir kısım leflerimin de çıkarılacağı, koruyucu meme cerrahisi” ne karar verildi. Hiç unutmam çok mutlu olmuştum. Ne kadar hayati bir durum söz konusu olsa da organ kaybı yaşamamak psikolojik olarak rahatlatmıştı beni.

Koltuk altı lenf bezlerine kanser hücrelerinin yayılım durumu, kesin bilinmesi gereken önemli bir konu. Hekiminiz, klinik muayene ile koltuk altı büyümüş lenf bezlerinizi tespit ettiğinde, yaptığı değerlendirmeye göre görüntüleme (ultrason vb)  ve/veya biyopsi isteminde bulunabiliyor. Yayılım kesinleşirse memedeki kanserli doku ile birlikte lenf bezleri de çıkartılıyor.  Muayene ve radyolojide böyle bir durum tespit edilmedi ise yine de durumu kesinleştirmek için farklı seçenekler uygulanabiliyor. Birisi meme ameliyatı sırasında bekçi (sentinel) lenf bezi biyopsisi yapılması, diğeri ameliyat sırasında belli miktarda lenf bezi çıkararak ameliyat sonrası memeden çıkarılan dokuyla beraber patolojiye gönderilmesidir. Bekçi lenf bezi biyopsisi meme ameliyatı sırasında anestezi altında iken memeye verilen radyoaktif maddenin lenf kanallarını takip ederek koltuk altındaki bekçi lenf bezlerini bulması esasına dayanır. Çıkarılan bekçi lenf bezleri hızlıca patolojide değerlendirilir. Yayılım varsa lenf bezleri çıkarılır. Uzman eller tarafından yapılan bu işlem gereksiz koltuk altı cerrahilerini ve buna bağlı komplikasyonları (lenfödem) da önlemiş oluyor.

Erken evre meme kanserlerinin çoğunda koltuk altı lenf bezlerine sıçrama olasılığı ne kadar düşük olsa da tedaviye yön veren bu değerlendirmenin yapılması çok önemlidir.

Ameliyat süreci

Nihayetinde tüm değerlendirme ve karar verme süreçlerinden sonra ameliyat gününe karar verildi. Ailemle birlikte hastane yoluna koyulduğumuzda heyecan ve korku içinde olmamıza rağmen birbirimize hissettirmemeye çalışıyorduk. Gerekli kan tahlilleri yapıldı. Anestezi uzmanıyla yapılan görüşme sonucuna göre ameliyat açısından bir engel olmadığına karar verildi. Her şey tamamlandığında ameliyat gömleğini giymeye hazırsınızdır . Ameliyat sıranızı beklerken sizin moralinizi yükselten, iyi gelen insanların size eşlik etmesini öneririm. İnanın olumsuz bir yüz ifadesi dahi görmek istemiyorsunuz. (Olsun bitsin, gereken ne ise o yapılsın diye düşünüyorsunuz)

Ameliyat sonrası en az bir gece hastanede takibiniz yapılıyor. Ameliyat sonrası, yeni endişe ve kaygılarla patoloji raporunun sonucunu beklemeye koyuluyorsunuz. Çıkacak sonuç, kanserinizin evresini, metastaz durumunu, ikinci ameliyata ihtiyaç olup olmayacağı gibi konuları da aydınlatacaktır.

Hastanede yatarken görüyorsunuz ki siz tek değilsiniz, nice genç-yaşlı, hafif-ağır durumda olan kanser hastaları var. İşte o an sanki, herkes kanser hastası gibiymiş geliyor size ve normalleştiriyorsunuz durumunuzu.

Lenfödem nedir? Nasıl korunabilirim?

Lenf sistemi bağışıklık sistemimizin önemli bir parçası olup kan dolaşımından farklı ve bağımsız bir sistemdir. Lenf sistemini pompalayan bir organ yoktur. Lenf sıvısının vücutta dolaşabilmesi kasların hareketine bağlıdır. Lenf bezleri bu yapı içinde mikropları tutan “kapan” gibidir. Lenf sisteminde bir bozukluk olduğunda lenf sıvısı dokularda birikerek lenfödem denilen tabloya neden oluyor.

Meme ameliyatlarında koltukaltı lenf bezlerinin çıkarılması lenfödem riskini arttırmaktadır. Ne kadar az lenf bezi çıkarılırsa lenfödem riski de o kadar azaltılmış olur. Lenfödem, lenf bezlerinin çıkarıldığı taraftaki kolun şişmesi, hareket kısıtlılığı, uyuşma gibi belirtilerle meydana geliyor.

Lenfödemden korunma ve yapılacak egzersizlerle (https://lenfodemdernegi.org.tr) ilgili mutlaka hekiminizden veya güvenilir kaynaklardan bilgi alınması gerekiyor. Ameliyattan sonra lenfödem egzesizlerine başlanması hem riski azaltıyor hem de kol kaslarını güçlendirerek yaşam kalitenizi yükseltiyor.

Lenfödem, erken dönemde ortaya çıkmasa bile yıllar sonra ortaya çıkabilmektedir. Tedavisi oldukça meşakkatli bir süreç olup, mümkün olduğunca korunmaya dikkat edilmesi önemlidir. Korunma için yeterli bilgiye ve duyarlılığa sahip olmak yaşam kalitenizi de koruyacaktır. Birçok lenfödem hastası, kanserini unutup oluşan bu durumun yarattığı kısıtlılık ve psikolojik sorunlarla baş etmek zorunda kalmaktadır.

Travmalardan ve enfeksiyondan korumak, düzenli egzersiz yapmak lenfödemden korunmanın anahtarıdır. Yaşam boyu lenfödemden  korunmak önemlidir. Bunun için benim de uyguladığım ve önerebileceğim hususları aşağıda sıraladım.

Etkilenen kolu lenfödemden korumak için:

  • Enjeksiyon yapılmaması,
  • Tansiyon ölçülmemesi,
  • Sıkan giysi ve takılar takılmaması (yüzük, saat vb),
  • Ev işlerinde eldiven kullanılması,
  • Aşırı sıcağa maruz kalmaması (yanıklardan korunma,hamam, sauna),
  • Manikür yaptırılmaması,
  • Tırnakların derin kesilmemesi,
  • Böcek sokmalarına karşı korunması,
  • Ağır kaldırılmaması,
  • Kol üzerine yatılmaması,
  • Kilo almaktan kaçınılması,
  • Yürüme, yüzme gibi hafif egzersizlerle lenf sisteminin uyarılması
  • Etkilenen tarafın yaralanmaya karşı korunması ve yaralanma durumunda enfeksiyonun önlemesi önemlidir. Bunun için ufak yaralanmalarda (çizik, sıyrık gibi), çantanızda sürekli taşıdığınız iyotla müdahale edebilirsiniz.
  • Birçok meme ameliyatı olan kadın, kolunu korumak için aşırı hareketsiz kalmaktadır. Bu durumda rutin omuz ve kol  hareketlerini yapamaz hale gelmektedir. Bu nedenle fizik tedavi uzmanının önerdiği egzersizlerin mutlaka yapılmasını öneririm.

Ameliyat ve tedavinin üzerinden iki neredeyse üç yıl geçti. Lenfödemden korunma tedbirlerine oldukça dikkat ettim. Ama bu sadece sizin tek başına başarabileceğiniz bir durum değil. Yakınlarınızın desteği ve yardımıyla ağır işlerin yükünü (temizlik, ev süpürme, ağır alış-veriş çantalarını taşıma gibi)  paylaşmanız çok önemli.

Belki şimdiye kadar yardım istemediniz, ama şimdi paylaşma zamanı…

One Reply to “Olumlu Kanser Hikayeleri I Benim hikayem – 3”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir